Giriş
Eski Türk maneviyatında doğa, topluca Yer-Su (Yer-Su) olarak adlandırılan sayısız ruhla doluydu. Bu varlıklar dağlarda, nehirlerde, pınarlarda ve ormanlarda yaşıyor ve insanların uyumlu ilişkiler sürdürmesi gereken kutsal bir ağ oluşturuyordu.
Yer-Su Kavramı
Yer-Su kelimenin tam anlamıyla "Yer-Su" demektir ve tüm doğa ruhlarını kapsar. Sonsuz gökte ikamet eden Tengri'nin aksine, Yer-Su belirli coğrafi konumlarla yakından bağlantılıdır.
Bu ruhlar, insanlar ile büyük tanrılar arasında aracı güçler olarak kabul edilirdi.
Dağ Ruhları
Her dağın koruyucu ruhu vardı. Altay veya Han Tengri gibi en yüksek zirveler özellikle güçlü kabul edilirdi. Geçmeden önce onlara dualar edilir ve kurbanlar sunulurdu.
Bu ruhlar kendilerine saygı gösteren avcıları ve yolcuları korur, ama onları gücendirenleri cezalandırırdı.
Su Ruhları
Nehirler, göller ve pınarlar su ruhlarına ev sahipliği yapardı. Baykal Gölü, Issık Göl ve Orta Asya'nın büyük nehirleri güçlü ruhları için saygı görürdü.
Kutsal suları asla kirletmemeli veya çöp atmamalıydı. Bu ruhları onurlandırmak için suya süt veya yiyecek sunuları dökülürdü.
Orman Ruhları
Ötüken kutsal ormanı en saygın ruhların ikamet yeriydi. Eski ağaçlar ruhani konutlar olarak kabul edilirdi. Saygı işareti olarak dallarına kurdeleler bağlanırdı.
Yer-Su İbadeti
Eski Türkler Yer-Su'yu onurlandırmak için düzenli ritüeller uygulardı. Bu törenler at veya koyun kurbanları, içki sunuları ve duaları içerirdi. Şamanlar aracı olarak hizmet ederdi.
Çağdaş Süreklilik
Bu inançlar Sibirya ve Orta Asya'nın Türk halkları arasında varlığını sürdürmektedir. Dağ geçitlerindeki obo'lar (taş yığınları) ve kutsal ağaçlardaki kurdeleler bu geleneklerin kalıcılığını kanıtlar.
Kaynaklar
- Jean-Paul Roux, "La religion des Turcs et des Mongols", Payot, 1984
- Bahaeddin Ögel, "Türk Mitolojisi", Türk Tarih Kurumu, 1971
- Abdülkadir İnan, "Tarihte ve Bugün Şamanizm", Türk Tarih Kurumu, 1954